Sünnet; Avrupa’da, Güney Amerika’da ve Müslüman olmayan Asya’da neredeyse bilinmeyen bir şeydir. Aslında dünyadaki toplam erkek nüfusunun yalnızca %10 ila 15 kadarı sünnetlidir.
Tevrat’ta adı geçen ve sünnet konusu ile birinci derecede ilişkili olan İbrahim’in(Abraham) günümüzden 3550 ile 3800 yıl önce yaşadığı varsayılmaktadır. (Yeni kanıtlar bulundukça verilen bu tarihlerin sürekli gözden geçirilip düzeltildiği ve eldeki kanıtlarla kazı bilimcilerin bile tarihleri belirlemede görüş ayrılığına düştükleri unutulmamalıdır)

Ayrıca bazı kazı bilimci, tarihçi ve bağımsız kaynaklar; Arkeolojik kalıntı ve kayıtların hiç birisinde İbrahim denilen tarihi bir kişiliğin izine rastlanmadığından tarih sahnesinde böyle bir tarihi kişiliğin hiç bir zaman var olmadığından, bu konuda sağlam bir kanıt bulunamadığından bahsetmektedir. (İbrahim’i Brahmanizm ile ilişkilendiren araştırmacılar da var) İbrahim denilen tarihi kişiliğin din kitapları ve Ebla tabletleri dışındaki hiç bir yerde adının geçmemesi, İbrahim’in şeriatına sıkı sıkıya bağlı birçok dini uygulamaların sorgulanması gerektiğini düşündürebilir.(Bizim için geçse de fark etmiyor) Yahudilik ve Müslümanlıkta hala önemini koruyan aşağıda bahsedeceğim sünnet konusu bu anlamda bir örnek teşkil etmektedir.
Sünnet konusunun ana kaynak ve geçmişteki nihai dayanak noktası aşağıda sayfa resimleri verilen Tevrat’ın Bab 17/9-27 bölümleridir. Kuran ise sünnet konusuna hiç değinmez, Muhammed döneminde peygamber dahil çevresindekilerin hiç birisinin sünnet olmadığından bahsedilir ve dinî hikayeleri bol olan İslam dininde bu konular bilinçli olarak es geçilir. Çünkü bu konularda verebilecek düzgün cevaplar, sağlam dayanaklar hiç yoktur. O dönemde sünnet olan birkaç örnek varsa da bunlar Yahudi şeriatının devam ettirilmesinden öte bir şey değildir.(Daha önceden olduğu gibi bu çağda da dünyadaki Müslüman geçinen tüm ülkelerdeki din adına yapılan uygulamaların çoğu Yahudi, Hıristiyan şeriatına ve Arap kültürüne dayanmaktadır. Bizde son yıllarda yeni çıkan adetlerden biri olan mezarlıkta yemek yemeler cenaze evlerindeki aşçılar, sofralar, ikramlar v.b. tamamen Hıristiyanların uyguladığı geleneklerdir, yapılan uygulamalar ortama ve genel mantığa, ölüm kavramı ve duygusallığına ters düşmektedir. Bütün bu saçmalıkları nasılda hemen hazmediveriyoruz? Dinle yakından ilgisi olmasa da tamamen Yahudi kültürü soslu Hıristiyan kültürü olan akademi mezuniyet törenlerinde başlayıp, liselere kadar inen o anlamsız ve ilkel mezuniyet cüppe ve şapkalarını nasılda kişiliksizce benimseyiverdik. Bunlar gibi yüzlerce saçma sapan uygulama sayabiliriz. Ben bunları bilgisizlikten kaynaklanan bilinçsizliğin oluşturduğu kişilik eksikliğinin sonucu olarak yapılan Amerikancı eğitim düzeni “Fulbrikht Antlaşması”nın sonuçları olarak görüyorum. Bu eğitim sistemine kayıtsız şartsız ve sorgulamasız uyan tüm eğitimcilere ne demeli? )

Tevrat-Sünnet ile İlgili Bölümler

Tevrat-Sünnet ile İlgili Bölümler(büyütülmüş ilgili sayfa)
Üç bin yedi yüz yıldan bu yana babalar küçük yaştaki erkek çocuklarını zorla sünnet ettirir. (Bazı Ortadoğu ve Afrika ülkelerinde de uzun bir zamandır kız çocuklarının klitoris’i sünnet edilmektedir) O küçük çocuklar da büyüyünce aynı kısır döngüye girer, kitle psikolojisi ve baskısı ile kendi çocuklarına O da aynı şeyi yapar.

Bu kısır döngüde küçük olduğun için zaten istesen de kaçacak bir yerin, yapacak bir şeyin yoktur. Büyüyünce bu konuyu şöyle sıradan bir irdelersin.“Yüz yıllardır bu geleneği devam ettiren kelli felli bunca adam geri zekâlı değil ya! Dersin!” “Yanlış olsa bu gelenek yüz yıllarca devam etmezdi herhalde!” Denilir. Zaten sünnetin ticari ve dini sektörü de bu konunun üzerine toz kondurmaz. Yanlış üstüne yanlışa bir örnek teşkil etmesi bakımından ters yüz edip dinî bir söylemle “fıtrat” denilen kılıfa uydursan bile, bir yönü ile tırnak kesmek kadar sıradan bir iş son yüz yıllarda saltanat özentili ailelerce, gösterişe yönelik aşırı abartılı törenlerle yapılır hale gelir. Böyle yapıla edile aradan 3700 yıl geçer.

Sünnetin kökeni ve çıkış sebepleri ile ilgili kirlisinden temizine internette birçok bilgi bulabilirsiniz. Kısaca bu konuya değinirsek; çok eski devirlerin bir döneminde belli bir insan grubunu işaretlemek için olduğundan bahseden var.
Yine Tanrıçaların hüküm sürdüğü mitolojik devirlerdeki tapınaklarda Kutsal Yüce Rahibelerin/Fahişelerin tanrıça vekilleri ve yerel kabile tanrıçaları genelde bir yıllığına seçtikleri kutsal tanrı/kral yaptıkları eşlerini belli bir süre devam eden kutsal cinsel birleşmeler sonunda kurban ediyordu. Sevgi/tutku/kıskançlık/başkalarına yar etmeme v.b. nedeni ile bir dönemlik eşlerinden tamamen ayrılmamak ve onların kurban edilmesini önlemek için bir yol bulunması gerekti. Önceleri iğdiş edilme uygulaması olan Sünnet için; yine aynı Rahibe ve yerel tanrıçalar tarafından bulunmuş, belli bir dönem sonunda kurban edilmesi gereken geçici kocalarına uygulanmış ve belli bir süreç içinde o zamanın tüm erkeklerinde uygulanır olan, o zaman kesitinin bir çözüm şekli diyen var.
Bu uygulamaların değişik iz düşümlerinin zamanımıza kadar uzanan örnekleri bulunmaktadır. Yukarı Nil topluluklarından Şilluklar ile ilgili 1937 yılında yapılan bir araştırmada; “Bu kabilede son zamanlara kadar, erkeklik gücünde azalma belirtileri görülen kralı öldürmek kutsal bir gelenekti.” denilmektedir. Bu toplumun etkisi ile bağıntılı olarak “Şıllık” kelimesi zaman içinde erkek egemen Ortadoğu toplumlarının hafızasına cuk oturarak aşırı süslü ve erkek delisi bayağı kadınlara yapılan yakıştırmaya dönüştü.
Tarihin derinliklerinde yitip giden binlerce yıl önceki geçmişimizin iç içe geçmiş belirsiz dönemlerinde, o zamanın kendine özgü özel şartları içinde mantığı bulunan, sayısız uygulama ve yaşam tarzını veri eksikliği ve tutarsızlığı nedeni ile tam bilemediğimiz için, bize ulaşan bilgilerin bir kısmı bize şimdi çok saçma geliyor olabilir. Her şeye rağmen bize ulaşan bilgileri birbiri ile ilişkilendirip elde edilen her bilim dalının son bilimsel verisi ile harmanlayıp mantıklı somut sonuçlar elde edebiliriz.
Şimdi gelelim bu çağa; “Bilim çağı”, “İletişim çağı”, “Uzay çağı” her bilgiye bir tık’ la ulaşabilirsin. Her kitabı istersen arayıp bulabilirsin. Bilgi kirliliği var dersen, kirlenmemişini de yeterince araştırıcı isen biraz zorlansan da bulabilirsin. Bir örnek teşkil etmesi bakımından kendi başımdan geçen bir olay; Bundan 18 yıl önce adı pek bilinmeyen Celal YENİÇERİ isimli araştırıcı din akademisyenin 40 yıl emek verip yüzlerce kaynağı inceleyip meydana getirdiği “Uzay Ayetleri Tefsiri” isimli yeni yayımlanmış kitabını iki yılda zor edinmiştim. İzmir, Ankara gibi büyük şehirlerdeki her türlü kitapçıda aramış sonunda İstanbul Sultanahmet’teki küçük bir kitapçıda bulmuştum. Kitapçının elinde de kitaptan sadece 3 adet vardı ve kitabı da o zamana kadar benden başka hiç soran olmamıştı. O kitaba ulaşamamamın nedenleri; Dinci diye tabir edilen kitapçılara gidiyordum kitabı bilmelerine rağmen raflarında bulundurmuyorlar kitabı sorduğumda suratıma bile bakmıyorlardı, Dinsiz diye tabir edilen …..izm saplantılı kitapçılara gidiyordum onlarda da benzer davranışlar tepkiler, aradığım kitap yine yok. Milliyetçi diye tabir edilen kitapçılara gidiyordum durum yine aynı. Adam kitabını 40 yıl emek vererek yazmış ama satan yok. Adamın kitabı resmen dışlanıyor. Adamın yazdıkları hiç birisinin kafasındaki şablona uymuyor. Herkes bir yere takılıp kaldığı için kafaların içi örümcek ağı bağlamış kalmış. Hâlbuki o kitapta faydalanılabilecek birçok hazır bilgi okuyucuya draje olarak sunulmuş. Kabul edersin etmezsin en azından emeğe saygı inceliğini göster. Maalesef şimdi de bilgi edinmeye yönelik engellemeler ve sansür her platformda gırla gidiyor.
Ama yine de birçok şey eskisi gibi değil artık şimdi bir sürü Türkçe Kuran tercümesi var, diğer kitaplar var. Al! Oku! Araştır! Bilinçli olarak sorgula!. Senin hayatına kara bulut gibi çökmüş, çöreklenmiş bütün inanç sistemlerini oku, araştır sorgula. Bir şeyi önce bileceksin ki. Sonra sorgulayasın? Diğer canlılardan en farklı olan şeyimiz aklımız onu neden kullanmıyoruz? Şu son elli yılı, hatta şu son günleri bile doğru dürüst yorumlayamıyoruz. Birinin ak dediğine diğeri kara diyor. Hesapta her görüş, inanç, grup ve hareketin içinde eğitimli kelli felli insanlar var. Nedir bu? Bu kadar kavram kargaşası niye? Bu kadar kavga gürültü niye? Bu sonuçları oluşturan sebeplerin temelinde büyük yanlışlıklar var!
En kutsal denilen şeyleri, en dokunulmaz olanı bu çağda bir an evvel sorgulayıp yanlışları ayıklamamız gerekiyor. Sünnet, Kurban, Hac benzeri din adına yapılan veya dinle alakası olmayan diğer alanlarda yüzlerce yanlışlıklarımız var. Sen bir kutsallık arıyorsan; Sen, Aklın ve Tüm varlıklar yazılmış olanlardan milyonlarca kat daha kutsal. İlle de ayet arıyorsan onlarda ayet. Onların hepsinde yaradılış sırları ile ilgili izler var. Yaşamı oluşturan unsurlar her şeyin üzerine imzasını atmış.
Yok, ben kitaba göre hareket ederim diyorsan, oraya da atılmış imzalar var.
Al sana Kuran’dan konumuzla ilgili rast gele birkaç satır;
İsra Suresi-70. Ayet: Andolsun biz Ademoğullarını onur ve üstünlükle donattık, ….. Ve onları yarattıklarımızın birçoğundan (Dikkat; Hepsinden değil, demek ki evrende bir sürü senden üstünleri de var. Bizim üstünlüğümüzde hayvanların bir üstü haa!.. Öyle havalara giriverme) üstün kıldık.
Furkan Suresi-2. Ayet: ….. O Her şeyi yaratmış ve her şeye bir ölçü ve oluş tarzı takdir etmiştir.
Neml Suresi-88. Ayet: ….. Her şeyi güzel ve mükemmel yapan Allah’ın sanatıdır bu.
Rûm Suresi-30. Ayet: O halde sen yüzünü ….. Allah’ın insanları üzerinde yarattığı fıtrata(Yaradılıştan gelen temel özelliklere) çevir. Allah’ın yaratışında değiştirme olamaz.
Secde Suresi-7. Ayet: O yarattığı her şeyi güzel yaratmıştır.
Yâsin Suresi-79. Ayet: ….. O, bütün yaratılmışları/her türlü yaratmayı çok iyi bilmektedir.
Mümin Suresi-64. Ayet: ….. Sizi yaratıp donattı ve görünüşünüzü güzel yaptı.
Kamer Suresi-49. Ayet: Şu bir gerçek ki, biz her şeyi bir ölçüye göre yarattık.
Teğabün Suresi-3. Ayet: ….. Sizi biçimlendirdi ve görünüşlerinizi güzel yaptı.
Mülk Suresi-3. Ayet: ….. O Rahman’ın yaratışında/yarattıklarında her hangi bir uyuşmazlık, aykırılık, çelişme göremezsin. Bir kez daha bak! Bir çatlaklık, bir uyuşmazlık görüyormusun?
Ayrıca konumuz ile ilgili Allah’ın isim-sıfatlarından bir kaçı;
Bedî: Var eden, yarattıklarını ahenk ve güzellikle donatan
Hakîm: Tüm hikmetlerin kaynağı. Her yaptığında mutlaka bir hikmet bulunan.
Hasîb: En iyi ve en hassas biçimde hesap soran. Tüm yarattıklarını ince bir hesaba uygun olarak var eden.
Musavvir: Şekil, renk ve desen veren. Görünüş kazandıran, görünüşü ahenkli kılan.
Anlamlarına gelmektedir.
Gördüğün gibi Allah yarattıklarını en mükemmel şekilde yarattığından bahsediyor ve altına imzasını çakıyor. O tüm canlıları sünnetsiz yaratmış. Sana sen yaratıcıdan daha iyimi biliyorsun ki Onun yarattığı orijinalliği bozuyorsun… Demezler mi?
Sen kimsin ve nesin? O sıkı sıkıya bağlandığın sen bile sana ait değilken! Sana ait bildiğin, seni sen eden unsurların hiç biri senin denetiminde değilken. Neden yaratıcının imzası yerine kendi imzanı atmak istiyorsun? Senin inanç sisteminde buna şirk koşmak(Kendini Tanrı ile bir tutup, kendini tanrı yerine koymaya çalışma eylemi ve söylemi) denmez mi? Üstelik şirk en büyük günahlardan biri değilmidir?
Sünnetin faydaları ile ilgili söylenenlerin hepsi yalan ve bilim dışı. İlle de din din diyorsan gördüğün gibi… aynı zamanda din dışı.
Bütün bu yazılanlardan sonra “Evet ben 3700 yıl önceki yahudiler gibi davranmaya devam edeceğim” deyip, tantanalı sünnet törenlerinde tepinip göbek atıp kendi çocuğuna hâlâ boşuna acı çektirip kıyabiliyorsan; Senin gibilerin tarifini de bir tıklama ile o gâvur icadı internetten bulabilirsin.
Yeri gelmişken; Biz yüz yıllardır bu ilkelliklerin içinde eriyip giderken elin oğlu icat üzerine icat yapıyor, araştırıyor, geliştiriyor. İçimizden birçoğu onların yaptıklarına hiç akıl erdiremediği gibi teknolojilerini doğru dürüst kullanmasını bile beceremiyor. Onların bir kısmı bizim gibi boş şeylerle uğraşıp boş yere emek, zaman, para harcamıyor. Uzaydan dünyaya yapacakları çeşitli frekanstan beyin yıkama dalgalarıyla beyinlerimizi etkileyerek bizleri sünnetli eşek sürüleri haline getirmeleri an meselesi. Bu konu üzerinde çok ciddi çalışıyorlar. İnsanlar eskiden olduğu gibi koyun sürüsü değil, her konuda bilinçlenmeye başladı. Bu nedenle seni kullanmalarının diğer yolları onlara pahalı gelmeye başladı. İnsanları kendi amaçları doğrultusunda kullanmak için daha ucuz, kolay ve etkin yollar bulma peşindeler. (Foton kuşağı astronomi verisini çarpıtarak popüler hale getirdiler. Önümüzdeki yıllarda tüm insanların genlerinden başlayarak büyük değişime, dönüşüme uğrayarak yeni bir çağın başlayacağını insanların bilinçaltına enjekte etmeye başladılar. Becerebilirlerse bunun altından bu projenin uygulamaları çıkacak sanıyorum. “Yeni Dünya Düzeni” söylemleri, İnsanlara entegre edilmesi düşünülen mikro çipler v.s. eş zamanlı popüler hale getirilen, insanların bilinçaltına işlenen diğer yan çalışmalar. Bunlar ve benzerleri bu projenin diğer ayağını oluşturuyor. Tabi insanların değişimindeki olası olumsuzlukların adresi ve sorumlusu da güneş sisteminin foton kuşağına girmesi olacak)
Ayrıca iyi düşün! İnsanlar dünyasının erkeklerinin %85-90’ı, Hayvanlar dünyasının erkeklerinin % 100’ü sünnetsiz.
Şimdi bir önümüzdeki yıllara, birde donunu sıyırıp diğer önüne doğru bakıp iyi düşün. Ne kadar da korumasız, sahipsiz, boynu bükük görünüyor değil mi? Üzerindeki koruyucu kılıfı kesip atarak onun boynunu büken sensin! Bin yılların akılsızlığını onun omuzlarına yükleyen sensin! Aklımızı kullanmanın zamanı gelmedi mi? Uyanmamız için daha kaç bin yıl geçecek?
Bütün bunları yazan ben, rahmetli babam, kendi oğlum, arkadaşlarım, dostlarım, gelmiş geçmiş tüm erkekler biliniz ki bizler kesinlikle ketenpereye geldik.
Bu aldatılmışlığımızdan başta kendimiz olmak üzere; bu zamana kadar gelmiş geçmiş ahkam kesen tüm din adamları, tüm bilim adamları, tüm devlet adamları sorumludur.
Fakat!.. Her şeye rağmen zararın neresinden dönersek kârdır mantığı ile gelecekteki erkek çocuklarının ve bazı bölgelerdeki kız çocuklarının akıl dışı ilkelliğe kurban gitmesini zaman içinde önleyebiliriz.
Bu konuda çeşitli kamuoyu baskıları ile karşılaşacağımız kesin, en azından sünneti erteleyip çocuklarımızın büyüdükten sonra sünnet kararını kendilerinin vermelerine zemin hazırlamalıyız.
Bu konuda hemfikir olup kamuoyu oluşturmamız gözle görünür adımlar atmamız yeter. Herkes bir birbirinden görür, arkası çorap söküğü gibi gelir.
Esen kalın.
*Aşağıdaki yazı Amerikalı bir profesöründür. Gönül istiyor ki bu konularda Türk akademisyenler çıkıp böyle yazılar yazıp konunun bilimsel yönü konusunda vatandaşı aydınlatsın.
**Aşağıda verdiğim sünnetle ilgili diğer linklerdeki bilgilerin birçoğu yabancı kaynaklı ve sırf bu nedenle ön yargılarınız azmasın. Bu bilgileri ön yargılarınızdan sıyrılarak okuyun ve yukarıdaki bilgilerle harmanlayıp, iliştirilmiş aklınızla bu konuyu tekrar düşünün.
Not: Aşağıda verilen linklerin birçoğu malum zihniyetin baskısı/engellemesi sebebi ile yasaklı olduğu için giremeyebilirsiniz, bunun için blog sayfalarımdaki “Yasaklı Sitelere Nasıl Girebiliriz” başlıklı yazımı okuyunuz.
*Sünnet Hakkında Bir Görüş
Paul M. Fleiss, MD
Paul M. Fleiss, MD, MPH, University of Southern California Medical Center’da yardımcı klinik pediatri profesörüdür. Ulusal ve uluslararası tıbbi dergilerde yayınlanan pek çok makalenin yazarıdır
“Annelik” dergisinde yayınlanan yazısı: The Magazine of Natural Family Living, Kış 1997, s. 36–45.
Mothers Against Circumcision sitesinden tercüme edilmiştir.
Üst Deri(sünnet derisi) Gereklidir
Batı ülkelerinin sünnet geleneği yoktur. Antik çağlarda, Yunan ve Roma İmparatorluklarının genişlemesi, Batılıları ilk defa bazıları çocuklarını sünnet ve diğer yöntemlerle sakatlayan Ortadoğulular ile karşı karşıya getirdi. Çocuklarını korumak için Yunan ve Romalılar sünneti yasaklayan kanunlar çıkardılar.(1) Asırlar sonra Katolik Kilisesi benzer kanunlar çıkardı.(2,3) Batının sünnete geleneksel tepkisi yüz çevirme ve küçümsemedir.
Sünnetin ABD’de başlaması, bir kaç Amerikalı doktorun mastürbasyon yapan çocukları cezalandırmak için sünnet etmesi ile Viktorya Döneminin mastürbasyon histerisi sırasında olur. Viktorya döneminin doktorları sünnetin penisi hissizleştirdiğini, mahrum ve etkisiz bıraktığını çok iyi biliyordu. Ne var ki çok geçmeden sünnetin sarayı, felci, tutulmaları, elephantiasisı, veremi, ekzemayı, yatak-ıslatmayı, kalça çıkığını, ıslak rüyaları, siğilleri, baş ağrısını, tedirginliği, histeriyi, göz bozukluğunu, aptallığı, geri zekâlılığı ve deliliği tedavi ettiğini ileri süreceklerdi. (4)
Aslında tıp tarihinde hiçbir prosedürün sünnetten daha fazla hastalığı tedavi ettiği veya iyileştirdiği ileri sürülmemiştir.1970′lere kadar bile, önde gelen Amerikan tıbbi ders kitapları, mastürbasyonu önlemenin bir yöntemi olarak sünneti savunuyordu. (5) Penisin bir parçasını kesmenin ardındaki cinsellik karşıtı eğilimler oldukça açıktır.
Bebeklerin radikal bir şekilde rutin sünneti Soğuk Savaş dönemine kadar başlamadı. Neredeyse zorunlu sünnete yol açan bu kurumlaşma, doğumu patolojik ve tıbbi bir hale getiren ve anne-sütüyle beslenmeyi aktif bir şekilde engelleyen hareketle aynı hareketti. Özel sektör, şirketler tarafından yönetilen hastaneler, rutin sünneti Amerikan halkına hiç danışmadan kurumlaştırdı. Herhangi bir tartışma ya da referandum olmadı. Ancak 1970′lerde çıkan bir kaç mahkeme kararı, bu zararlı ama karlı uygulama için hastanelerin ana-baba onayı almasını gerektirdi. Sünnetçiler bu duruma, ana-babaları korkutup çocuklarını sünnet ettirmek için bazı “tıbbi” gerekçeler uydurmakla cevap verdiler.
Bugün sünnet için ileri sürülen gerekçeler güncel korku ve endişelerle oynayacak şekilde yenilemiş durumda, ama bir gün bunlar da mantık dışı olarak kabul edilecekler. En son sünnetin kanseri ve cinsel yolla bulaşan hastalıkları engellediği iddiası tamamen çürütüldüğüne göre, sünnetçiler hiç şüphesiz yenilerini bulacaklardır. Eğer sünnetçiler gerçekten sadece tıbbi-gerekçelerle hareket ediyor olsalardı, bu uygulamanın kafatası delme, hadım etme ve sülükle kan çekme ile birlikte çoktan tarih olması gerekirdi. Bunun böyle olmadığı gerçeği şunu gösteriyor: önce sünnet var, sonra “nedenler”. Milyonlarca yıl süren evrim veya yaradılış insan vücudunu, her parçasının bir işlevi ve amacı olduğu, bir mükemmellik, zerafet ve verimlilik örneği haline getirdi. Evrim, memeli cinsel organlarının, koruyucu, tepki veren, çok amaçlı bir üstderi kılıfı (sünnet derisi) içinde korunması gerektiğine karar verdi. Her normal insan bir üstderi ile doğar. Bu dişilerde klitorisin glansını korur, erkeklerde ise penisin glansını. Böylece üstderi, insan cinsel anatomisinin önemli bir parçası olarak işlev görür.
Anne babalar, yeni bir çocuğun dünyaya gelişini mümkün olduğunca az endişeyle karşılamalıdır. ABD’de ise bir erkeğin dünyaya gelişi, endişe ve kafa karışıklığını birlikte getirir. Pek çok anne-baba erkek bebeklerini bir kapının ardında bağlanıp kesilmek üzere bir yabancıya teslim etmeye zorlanırlar. Yılda-bir-milyar-dolarlık sünnet endüstrisi Amerikalıları laf bombardımanına tutmuş ve korkutma taktiklerini kullanmıştır.
Sünnet hakkındaki tartışmalarda neredeyse her zaman üstderinin (sünnet derisi) kendisi hakkındaki bilgi eksiktir. Son bir kaç on yılın toplu sünnet kampanyaları, bu olağanüstü yapı ve insan vücudundaki çok amaçlı rolü hakkında yaygın bir cehaletle neticelenmiştir. Üstderi hakkındaki cehalet ve yanlış bilgilendirme, Amerikan tıbbi literatürünün, eğitiminin ve uygulamasının kuralıdır. Pek çok Amerikan tıbbi ders kitabı, insan penisini, açıklamasız, sanki doğa onu öyle yaratmışçasına sünnetli olarak resmeder.
Üst Deri Nedir?
Üstderi özel olarak gelişmiş, duyarlı, işlevsel bir dokunma organıdır. Vücudun başka hiçbir parçası aynı amaca hizmet etmez. Penis derisinin değişmiş bir uzantısı olarak, üstderi, glansı (penis başını) kaplar ve hatta onu aşar, daha sonra kendi üstüne kıvrılarak koronanın tam arkasında yapışma noktasında son bulur. Üstderi bu yüzden, iki katlı bir organdır. Gerçek uzunluğu, dış tabakasının uzunluğunun iki katıdır ve toplam penis kaplamasının (derisinin) %80 kadarıdır. (6,7)
Üst-deri, zengin bir kan-damarı ve sinir uçları merkezidir. Uzunlamasına fiberleri olan yumuşak bir kas tabakası; peripenik kas tabakası ile kaplanmıştır. Bu kas fiberleri sarmallıdır, öyle ki, üriner yolun her türlü kirleticiden optimum korumasını sağlayacak şekilde bir düzen oluşturmuşlardır. Göz kapaklarının altı ya da yanağın içi gibi üstderinin de içi mukoza tabakası ile kaplıdır. İki temel bölüme ayrılır, sırtlı mukoza ve yumuşak mukoza. Yumuşak mukoza penis glansının karşısında durur ve emolyenleri, kayganlaştırıcıları, ve koruyucu antikorları salgılayan ectopic sebaceous bezlerini barındırır. Benzeri bezler gözkapakları ve ağızda da bulunur. Yumuşak mukoza ile bitişik olarak ve üst-derinin hemen arkasında, sırtlı mukoza bulunur. Bu oldukça hassas yapı sıkça plise yapılmış eşmerkezli bantlardan oluşur, tıpkı bir çorabın tepesindeki elastik bantlar gibi. Bu genişleyebilir pliseler, üstderi dudaklarının açılmasına ve kapanmasına yardımcı olur. Sırtlı mukoza üstderiye (sünnet derisi) bilinen özelliği olan uca doğru sivrilen görünümünü kazandırır. Glansın alt kısmında, üst-derinin (sünnet derisinin) bağlanma noktası meatus (idrar deliği)’a doğru yaklaşır ve frenulum adında bir banta benzeyen bağı oluşturur. Bu, dili ağzın tabanına bağlayan frenulum ile eşdeğerdir. Üst-derinin frenulumu onu glansın üzerinde olduğu yerde tutar, ve yumuşak kas fiberleri ile birlikte geri çekilen üst-derinin tekrar normal yeri olan ilerdeki glansın üzerine gelmesini sağlar.
Üst-Derinin Geri Çekilmesi
Doğumda üst-deri genellikle glansa yapışık haldedir, tıpkı tırnağın parmağa yapışık olduğu gibi. Ergenlikte penis genelde gelişimini tamamlamış olur ve üstderi de glanstan ayrılmıştır.(8) Bu ayrılma, zamanında olur, yani glansın ve üstderinin ayrılacağı belirli bir yaş yoktur. Bir doktor süreci şu şekilde tanımladı: “Üst-deri bu bakımdan bir gül çiçeğinin tomurcuğuna benzetilebilir. Bir tomurcuk gibi, üstderi de yalnız zamanı geldiğinde açılır. Kimse onu zorla açmaya çalışmaz.”(9) Glans(penis başı) ve üstderi doğumda doğal olarak açılsalar bile, üst-deri dudakları yalnız idrar geçişine izin verecek kadar aralıktır. Bu ideal özellik glansı erkenden dış koşullara açık hale gelmekten korur. Penis çocukluk boyunca doğal olarak gelişir. Sonunda çocuk kendi kendine üstderisinin geri çekileceğini keşfeder. Ana-babaların, doktorların ve diğer ilgililerin bir çocuğun penisini manipule etmeleri gerekmez. Bir çocuğun üstderisini geri çekecek tek kimsenin çocuğun kendisi olması gerekir. Ana-babalar çocuklarının üstderisini geri çekmeye ya da onu kesmeye çalışanlara karşı dikkatli olmalıdır. İnsan üstderileri pek çok ticari faaliyet için ciddi olarak talep edilir ve bebeklerin üstderisi ticareti multi-milyon-dolarlık bir iştir.
İlaç ve kozmetik firmaları insan üstderilerini araştırma malzemesi olarak kullanırlar. Advanced Tissue Sciences, Organogenesis, ve BioSurface Technology gibi kuruluşlar, insan üst-derisini bir çeşit nefes alabilen bandaj üretiminde kullanırlar.(10)
Penis Üst-Derisinin Görevleri Nelerdir?
Üst-derinin pek çok duyusal, koruyucu ve cinsel işlevi vardır.
- Koruyucu: Göz kapakları gözleri nasıl korursa, üst-deri de glansı korur ve onu nemli, yumuşak ve duyarlı tutar. Aynı zamanda ortalama ısıyı, pH dengesini ve temizliği sağlar. Glansın kendisi (penis başı) sebaceous bezlerini (derimizi nemlendiren sebum veya yağ maddesini üreten bezler) bulundurmaz. Glansın yüzeyini sağlıklı tutan sebumu üstderi üretir.
- Bağışıklık Sistemindeki Görevi: Bütün vücut deliklerini çevreleyen mukoz zarlar, vücudun ilk savunma duvarıdır. Üstderideki bezler, lizozim gibi antibakteriyel ve antiviralleri üretirler. (12) Lizozim aynı zamanda gözyaşlarında ve anne sütünde de bulunur. Özelleşmiş epitelyal Langerhans hücreleri, bağışıklık sisteminin bir parçası olarak, üstderinin dış yüzeyinde bolca bulunurlar (13). Üst derinin mukozal kaplamasında bulunan plazma hücreleri, enfeksiyona karşı mücadele eden antikorlarları, yani immunoglobinleri salgılarlar. (14)
- Erojen Duyarlılık: Üst-deri parmak uçları, ya da dudaklar kadar duyarlıdır. Özelleşmiş sinir alıcılarından, penisin başka hiçbir yerinde olmadığı kadar çok sayıda ve çeşidini barındırırlar.(15) Bu özelleşmiş sinir alıcıları hareketi, sıcaklıklardaki çok küçük değişiklikleri ve yüzeydeki hassas değişiklikleri algılayabilirler. (16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23)
- Sertleşme Sırasında Penisi Kaplama: Serleştiğinde penis gövdesi daha uzun ve kalın olur. İki katlı üst-deri tabakası, büyüyen bu organı içine alacak gerekli deri yüzeyini sağlar. Böylece penis derisi yumuşak ve rahat bir şekilde gövde ve glans üzerinde kayabilir.
- Kendi-kendini Uyaran Cinsel İşlevi: Üst-derinin iki katlı kılıfı, penis gövde derisinin, penis gövdesi üzerinde ileri geri kaymasını sağlar. Normalde üstderi penisin başladığı yere kadar tamamen çekilebilir ve ayrıca glansın ilerisine de çekilebilir. Bu geniş hareket mesafesi penis, frenulum, üstderi ve glanstaki orgazmik tetikleyicilerin uyarılma şeklidir.
- İlişki Sırasında Cinsel İşlevler: Üstderinin görevlerinden biri, iki cinsin ilişki sırasında mukozal yüzeylerinin birbiri üzerinde hareket etmesini sağlamaktır. Üstderi penisin kendi hareketli, yağlı kılıfı içersinde vajina içine girip çıkmasını sağlar. Dolayısıyla dişi, erkeğin sünnet derisi eksik olduğu zamanki gibi sürtünme sonucu değil, hareket eden basınç ile uyarılır.
- Üstderi, glansı içine alıp onu bir iç organ haline getirerek, erkek ve kadın arasındaki samimiyeti artırır. Cinsel ilişki tecrübesi, erkeğin bir iç organı olan glans, üstderi geri çekilip, kadının cinsel organı ile temas ettiğinde arttırılır.
Üstderinin henüz bilinmeyen veya anlaşılamayan işlevleri olabilir. Avrupalı bilimciler, bazal epidermal hücrelerinde estrojen alıcılarını henüz yeni keşfetmişlerdir. (24) University of Manchester’daki araştırmacılar, insan üst-derisinin apokrin bezleri içerdiğini keşfettiler.(25) Bu özelleşmiş bezler feremon denilen doğanın kimyasal habercilerini üretiyorlar. Üstderinin bu özelliklerini ve oynadığı rolü anlayabilmek için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.
Üst-Derinin Bakımı
Doğal penis hiçbir bakım gerektirmez. Bir çocuğun üstderisi, tıpkı göz kapakları gibi kendi kendini temizleyici özelliktedir. Gözkapaklarını kaldırıp gözleri yıkamak nasıl önerilmezse, aynı nedenle, üstderiyi kaldırıp glansı yıkamak da önerilmez. Sağlam bir penisi temiz tutmak için gerekli tek şey, genel vücut temizliği sırasında suyla iyi bir şekilde temasını sağlamaktır. (26) Bir çocuğun üstderisi altındaki beyaz emolyant, smegma diye adlandırılır. Smegma belki de, doğadaki en yanlış anlaşılan, en kötü değerlendirilen maddedir. Smegma temizdir, kirli değildir, faydalıdır ve gereklidir. Antibakteriyel ve antiviral özellikleri penisi temiz ve sağlıklı tutar. Bütün memeliler smegma üretirler. Thomas J. Ritter, MD, bunun önemini şu yorumu yaparak belirtmiştir: “Hayvanlar dünyası smegma olmadan herhalde varolamazdı.” (27) Araştırmalar, üstderinin içerisinde sabun kullanmamanın en iyi yol olduğunu göstermiştir.(28) Bir bebeğin üstderisini zorla çekmek ve yıkamaya çalışmak, onu doğal olarak enfeksiyona karşı koruyan bakteri florasını yok edebilir. Ergenlikten sonra, erkekler glanslarını ve üst-derilerini ılık suyla nazik bir şekilde yıkayabilirler.
Sünnet ne kadar yaygındır?
Sünnet Avrupa, Güney Amerika ve Müslüman olmayan Asya’da neredeyse duyulmamış bir şeydir. Aslında dünya nüfusunun(erkek) yalnızca %10 ila 15 kadarı sünnetlidir ki bunların da çoğunluğu Müslümandır.(29) ABD’nin batısında bebek sünneti oranı %30′lara kadar düşmüştür. Bu yeni düşük oranlar, bebeklerin ana-babalarına sorulmaksızın neredeyse ekspres otomatik olarak sünnet edildiği dönemlerde doğan Amerikalıları şaşırtmaktadır.
Sünnet Nasıl Zarar Verir?
Sünnetin “tıbbi yararları”(!) hakkındaki tartışma, nadiren sünnetin gerçek sonuçlarına değinir.
- Sünnet Köreltir: Kesilen deri miktarına bağlı olarak, sünnet, erkeği penis derisinin %80 veya daha fazlasından mahrum bırakır. Sünnet derisinin uzunluğuna bağlı olarak, kesmek, penisi %25 veya daha fazla kısa yapar. Özenli anatomik araştırmalar göstermiştir ki, sünnet bir metreden fazla damar, arter ve kılcal damarları, 80 metreye yakın sinir uzunluğunu ve 20,000‘den fazla sinir ucunu yok eder. (31) Üstderinin kasları, bezleri, mukoz tabakası ve epitelyal dokusu da bunların yanında tabii ki yok olmuştur.
- Sünnet Hissizleştirir: Sünnet penisi radikal şekilde hissizleştirir. Üstderi amputasyonu, üstderinin kendisindeki zengin sinir ağını ve sinir alıcılarını yok etmek anlamına gelir. Sünnet, neredeyse her zaman frenulumu ya yok eder ya da büyük zarar verir. Koruyucu üstderinin kaybedilmesi glansı hissizleştirir. Sürekli dışarda kalan glansı (penis başı) kaplayan membran şimdi sürekli aşınma ve irritasyon ile karşı karşıya olduğundan keratinleşir, sert ve kuru olur. Normal, sağlam bir peniste, mukoz zarın tam altında olan glanstaki sinir uçları, şimdi birbiri üstüne oluşan keratin tabakalarının altına gömülmüştür. Köreltilmiş glans(penis başı) şimdi donuk, gri ve sklerotik bir görünüm alır.
- Sünnet Etkisiz Kılar: Sünnet ile büyük miktardaki penis derisinin amputasyonu, geri kalan deriyi kalıcı olarak hareketsiz hale getirir. Bu hareket kaybı, glansın normal olarak uyarıldığı mekanizmayı yok eder. Sünnetli penis sert hale geldiğinde, geri kalan hareketsiz hale gelmiş deri gerilir, bazen bu o kadar sıkı olur ki tüm penisi kaplamaya yetmez. Normalde penis gövdesi üzerinde kıl yoktur, ama bu şekilde, torba vs. üzerindeki kıllı deri de penise kadar çekilir. Cerrahi olarak dış ortama maruz hale getirilen glansın mukozası sebaceous bezlerini içermez. Üstderinin emolyantları ve koruması olmadan, galns(penis başı) kurur, çatlamaya ve kanamaya meyilli hale gelir.
- Sünnet Şekli Bozar: Sünnet, penisin görünüşünü büyük ölçüde değiştirir. Normalde bir iç organ olan glansı, kalıcı olarak bir dış organ haline getirir. Sünnet üstderiyi yırtmayı gerektirdiğinden, glansın da bazı parçaları kopabilir. Üstderinin parçaları ham glansa yapışabilir ve yerinden kopmuş, sarkan deri parçaları ve köprüleri oluşturabilir.(32)
Yara oluşumuna ve kesilen deri miktarına bakarak, sünnetli deri kalıcı olarak eğik bir hal alabilir, ya da sertleşme sırasında eğilebilir.(33) Yara dokusunun büzülmesi, penis gövdesini karnın içine doğru çekebilir, bu da gerçekte penisin kısalması, hatta bazen tamamen kaybolması anlamına gelir. (34)
- Sünnet Dolaşıma Zarar Verir: Sünnet, penis derisindeki ve penis başındaki normal kan dolaşımını bozar. Ana penis arterlerine akmak isteyen kan, yarma noktasındaki yara dokusu ile engellenir, bu da kanın daha ilerdeki diğer kılcal damarları beslemek yerine geri doğru akmasına neden olur. Kandan yoksun olan olan meatus büzülüp yara oluşturabilir, bu da idrar akışını engeller. (35) Meatal Stenosis denen bu durum, genellikle düzeltici cerrahi müdahale gerektirir. Bu hastalık neredeyse tamamen sünnetli çocuklara özeldir.
Sünnet, aynı zamanda lenf kanallarını da keser, lenfin dolaşımı bozulur ve bazen lymphedema denen, penisin geri kalan derisinin, sıkışıp kalan lenf ile dolup şiştiği, acı verici ve şekil bozucu rahatsızlık ortaya çıkar.
- Sünnet Gelişen Beyne Zarar Verir: Önde gelen tıbbi dergilerde yayınlanan yeni yapılan çalışmalar, sünnetin beyin üzerinde, gelişen beyin merkezlerini olumsuz yönde etkileyerek, uzun süreli zararlı etkileri olduğunu söylemektedir. (36) Sünnetli erkeklerin sünnetsiz erkekler ya da kızlara göre daha düşük bir acıya dayanma eşikleri vardır. (37) Gelişim nörofizyolojisti Dr. James Prescott, sünnetin daha derin ve daha ciddi nörolojik zararlara yol açmış olabileceğini de söylemektedir.(38, 39)
- Sünnet Hijyen ve Sağlık Dışıdır: Sünnet hakkında en yaygın olan efsanelerden biri, sünnetin penisi daha temiz ve bakımı daha kolay yaptığıdır. Bu doğru değildir. Gözkapakları olmadan gözler daha temiz olmaz, penis de üstderi olmadan daha temiz olmaz. Yapay olarak dış organ haline getirilen glans (penis başı) ve meatus, kire ve aşınmaya sürekli açık haldedir, bu da sünnetli penisi daha kirli yapar. Koruyucu üstderinin kaybolması, üriner yolu bakteri ve viral patojenlere karşı korumasız bırakır.
Sünnet yarası pek çoklarının sandığından daha büyüktür. Bu yalnızca geri kalan derinin iç ve dış birleşme noktaları değildir. Sünnet olmadan önce bir bebeğin üstderisi penis başında ayrılır, tam anlamıyla söylemek gerekirse, bu canlı canlı derisini yüzmek, yırtmaktır. Bu da geriye kanayan, geniş ve açık bir alan bırakır. En iyi ihtimalle, bu geniş alan yalnızca bir çeşit proto-mukoza tarafından korunmaktadır. Hastalık yapıcılar bu açıklıktan kolaylıkla içeri girebilirler. Yara iyileştikten sonra bile, dış koşullara açık hale gelen glans ve meatus, artık idrar, dışkı, bebek bezlerinin kimyasal maddeleri ve bunun gibi diğer kirleticilerle doğrudan temasa zorlanmıştır. Sünnetli erkeklerin kadın partnerleri daha düşük bir rahim kanseri oranına sahip değildirler.(40) Ne de sünnet penis kanserini önler. (41) Yeni bir çalışma göstermiştir ki, penis kanseri oranı ABD’de, penis kanserinin neredeyse hiç duyulmadığı Danimarka’ya göre daha yüksektir. (42) Gerçekte araştırmacılar, aslında sünnetin bu hastalık oranlarını artırıp artırmadığını kontrol etmelidirler. Sünnet cinsel yolla bulaşan hastalıklara veya bunları yaymaya engel olmaz. Gerçekte ABD, Batı dünyasında hem en yüksek sünnetli erkek oranını barındırır, hem de AIDS dahil en yüksek cinsel yolla bulaşan hastalık oranını. Çok sıkı şekilde kontrol edilen çalışmalar göstermiştir ki, Amerikanın sünnetli erkeklerinin, bakteriyel ve viral enfeksiyonlara yakalanma riski daha yüksektir, özellikle şu hastalıklara: bel-soğukluğu (43) ,nongonoccal urethritis,(44) insan papilloma virüsü,(45) herpes simplex virüs tipi 2,(46) ve chlamydia.(47)
- Sünnet Her Zaman Risklidir: Sünnet her zaman ciddi, hatta trajik sonuçları olan bir müdahaledir. Cerrahi komplikasyon oranı 500′de birdir.(48) Bu komplikasyonlar kontrol edilemeyen kanama ve ölümcül enfeksiyonları içerir. (49) Sünneti takip eden kangren ile ilgili pek çok yayınlanmış olay vardır. (50) Staphylococcus, Proteus, Pseudomonas gibi hastalıklı bakteriler ve diğer koliformlara, hatta tüberküloza ve ölüme götürecek diğer enfeksiyonlara yol açabilir. (51, 52) Bu organizmalar vücuda girmek kolay olduğu için ordadırlar, bebek enfeksiyona yatkın olduğu için değil.
Tıbbi dergiler, sayısız defalar sünnet edilirken kısmen veya tamamen penis başları kesilen bebeklerin hikayesini yayınlamıştır.(.53,54,55) Diğer bir kısım anestezi edilmemiş bebek de, uyanık durumdayken, bütün penislerinin “electrocautery tabanca” denilen aletle yakıldığına tanık olmuşlardır. (56,57, 58) Journal of Urology’nin Eylül 1989 sayısı, bu tür olayların bir raporunu yayınlamıştır. Makale, “feminizing genitoplasty” denen, penisini kaybetmiş bebeklerin zorla dişiye değiştirilme operasyonunu anlatmıştır. Archives of Pediatrics and Adolescent Medicine Mart 1997 sayısı, erkek doğan, fakat sünnetçinin penisini kesmesi nedeniyle dişiye çevrilen genç bir insanın bunu öğrendiğinde duyduğu dehşeti anlatmıştır. (60) Pek çok benzeri durum belgelenmiştir. (61,62) Bebek sünnetinin 500,000′de bir olan kaydedilmiş ölüm oranı vardır. (63,64)
- Sünnet Annelere Zarar Verir: Bilimsel araştırmalar sürekli bir şekilde göstermiştir ki, sünnet bir çocuğun davranışsal gelişimini bozar. University of Colorado Tıp fakültesinde yapılan çalışmalarla sünneti olan bebeklerin non-REM uykularının rahat olmadığı belgelenmiştir.(65) Sinir yollarına karşı yapılan ve dayanılmaz bir acı veren uzun bombardımana karşı sünnetli bebekler bir yarı-koma durumuna girerler. Bu koma günler, hatta bazen haftalar sürebilir.
Pek çok diğer araştırma sünnetin, doğumdan sonraki kritik dönemde anne-çocuk bağını bozduğunu kanıtlamıştır. Araştırmalar sünnetin yeme alışkanlığını bozduğunu da göstermiştir.
- Sünnet, Hasta ve İnsan-Haklarının Bir İhlalidir: Hiç kimsenin, bir başkasının cinsel organlarını, o kişinin tam olarak bilgilendirilmiş rızası haricinde kesmeye hakkı yoktur. Sonuçlara katlanacak olan çocuk olduğuna göre, sünnet onun hem tedaviyi reddetme hem de alternatif tedaviler arama hakkının bir ihlalidir. 1995′te Amerikan Pediatri Akademisi Komitesi, yalnızca bilgili bir ana-babanın bir tedaviye “rıza” gösterebileceği hükmüne vardı.(67) Bir bebek açıkça bellidir ki bir şeye rıza göstermek için çok küçüktür. Onun zayıflığından faydalanmak isteyeceklere karşı korunmalıdır. Bilgilendirilmiş anne-babanın rızası kavramı, yalnız travma, hastalık, sakatlık gibi acil durumlarda tıbbi müdahale hakkı tanır. İnsan penisi, normal, sünnetsiz halinde bu durumlardan hiçbirini sağlamaz.
Doktorların sünnete itiraz etme gibi bir görevleri vardır. Cehaletten ve yanlış yönlendirmeden kaynaklanarak çocukları için bu operasyonu isteyen ana-babaları da eğitmelidirler. Sağlık uzmanlarının yükümlülüğü çocukların çıkarlarını korumaktır. En nihayetinde, kendisine bırakılsa asla seçmeyeceği bir amputasyonu, bir çocuğa zorla uygulamak en hafif terimiyle ahlak dışıdır.
Sağduyu
Doğanın istediği gibi “el değmemiş” olmak, en iyisidir. Bir seçim verildiğinde erkeklerin büyük çoğunluğu, sağlamlıklarına değer vermiş ve tıpkı “görme” duyularını nasıl koruyorlarsa, aynı şekilde üstderilerini de korumuşlardır. Avrupa ve Müslüman-olmayan Asya’daki anne-babalar hiçbir zaman çocuklarını zorla sünnet etmemişlerdir. Onlar için çocuklarının penisinin bir kısmını kesmek, kendi kulaklarından bir parça kesmek kadar anlamsız olurdu. Çocuğun, cinsel organlarına sağlam olarak sahip olma hakkına saygı gösterilmelidir. Bu, kelimenin tam anlamıyla “muhafazakâr” bir yaklaşımdır. Yeni doğan çocuğunun sağlam-el değmemiş cinsel organları hakkında karışık fikirleri olan sünnetli bir baba, kendi kaybıyla ve normal erkek cinsel organları hakkındaki endişeleriyle yüz yüze gelmek için bir psikolojik danışmanın yardımını isteyebilir. Böyle durumlarda anne, sıkı bir şekilde çocuğunu korumalı, kocasını olumsuz duygularını dağıtmaya ve kendi koruyucu rolünü paylaşmaya çağırmalıdır. Pek çok anne-baba bebekleri için en iyi olanı isterler. Akıllı ana-babalar kalplerinin sesini dinlerler ve çocuklarını zarardan korumak isteyen içgüdülerine güvenirler.
Çağların tecrübesi bize öğretmiştir ki, bebekler en iyi gelişmelerini güvenli bir sevgi, şefkat, saygı, kabul edilme, besleme ve sıcaklık ortamında sağlarlar. Bir bebeğin etini kesmek, bu güveni yıkar. Sünnet, bebeği ve bu bebeğin olacağı kişiyi yaralar ve zarar verir. Oğullarının bütünlüğüne saygı duyan ana-babalar, ona doğumdan kaynaklanan hakkını bağışlarlar yani kendi bütünlüğünde mükemmel ve güzel olan vücudunu.
Notlar
1. T. J. Ritter and G. C. Denniston, Say No to Circumcision: 40 Compelling Reasons, 2nd ed. (Aptos, CA: Hourglass, 1996),6-20.
2. “Incipit Libellus De Ecclesiasticis Disciplinis et Religione Christiana Collectus. Liber II.XC, XCI” in Patrologiæ Cursus Completus , vol. 132 (Paris: Apud Garnier Fratres, Editores et J. P. Migne Successores, 1880), 301-302.
3. S. Grayzel, The Church and the Jews in the XIIth Century, vol. 2, ed. K. R. Stow (Detroit, MI: Wayne State University Press, 1989), 246-247.
4. See Note 10, 17-40.
5. M. F. Campbell, “The Male Genital Tract and the Female Urethra,” in Urology, eds. M. F. Campbell and J. H. Harrison, vol. 2, 3rd ed. (Philadelphia: W. B. Saunders, 1970), 1836.
6. See photographic series: J. A. Erickson, “Three Zones of Penile Skin.” In M. M. Lander, “The Human Prepuce,” in G. C. Denniston and M. F. Milos, eds., Sexual Mutilations: A Human Tragedy (New York: Plenum Press, 1997), 79-81.
7. M. Davenport, “Problems with the Penis and Prepuce: Natural History of the Foreskin” (photograph 1), British Medical Journal 312 (1996): 299-301.
8. J. Øster, “Further Fate of the Foreskin,” Archives of Disease in Childhood 43 (1968): 200-203.
9. H. L. Tan, “Foreskin Fallacies and Phimosis,” Annals of the Academy of Medicine, Singapore 14 (1985): 626-630.
10. F. A. Hodges, “Short History of the Institutionalization of Involuntary Sexual Mutilation in the United States,” in G. C. Denniston and M. F. Milos, eds., Sexual Mutilations: A Human Tragedy (New York: Plenum Press, 1997), 35.
11. A. B. Hyman and M. H. Brownstein, “Tyson’s ‘Glands’: Ectopic Sebaceous Glands and Papillomatosis Penis,” Archives of Dermatology 99 (1969): 31-37.
12. A. Ahmed and A. W. Jones, “Apocrine Cystadenoma: A Report of Two Cases Occurring on the Prepuce,” British Journal of Dermatology 81 (1969): 899-901.
13. G. N. Weiss et al., “The Distribution and Density of Langerhans Cells in the Human Prepuce: Site of a Diminished Immune Response?” Israel Journal of Medical Sciences 29 (1993): 42-43.
14. P. J. Flower et al., “An Immunopathologic Study of the Bovine Prepuce,” Veterinary Pathology 20 (1983):189-202.
15. Z. Halata and B. L. Munger, “The Neuroanatomical Basis for the Protopathic Sensibility of the Human Glans Penis,” Brain Research 371 (1986): 205-230.
16. J. R. Taylor et al., “The Prepuce: Specialized Mucosa of the Penis and Its Loss to Circumcision,” British Journal of Urology 77 (1996): 291-295.
17. H. C. Bazett et al., “Depth, Distribution and Probable Identification in the Prepuce of Sensory End-Organs Concerned in Sensations of Temperature and Touch; Thermometric Conductivity,” Archives of Neurology and Psychiatry 27 (1932): 489-517.
18. D. Ohmori, “Über die Entwicklung der Innervation der Genitalapparate als Peripheren Aufnahmeapparat der Genitalen Reflexe,” Zeitschrift für Anatomie und Entwicklungsgeschichte 70 (1924): 347-410.
19. A. De Girolamo and A. Cecio, “Contributo alla Conoscenza dell’innervazione Sensitiva del Prepuzio Nell’uomo,” Bollettino della Societa Italiana de Biologia Sperimentale 44 (1968): 1521-1522.
20. A. S. Dogiel, “Die Nervenendigungen in der Haut der äusseren Genitalorgane des Menschen,” Archiv für Mikroskopische Anatomie 41 (1893): 585-612.
21. A. Bourlond and R. K. Winkelmann, “L’innervation du Prépuce chez le Nouveau-né,” Archives Belges de Dermatologie et de Syphiligraphie 21 (1965): 139-153.
22. R. K. Winkelmann, “The Erogenous Zones: Their Nerve Supply and Its Significance,” Proceedings of the Staff Meetings of the Mayo Clinic 34 (1959): 39-47.
23. R. K. Winkelmann, “The Cutaneous Innervation of Human Newborn Prepuce,” Journal of Investigative Dermatology 26 (1956): 53-67.
24. R. Hausmann et al., “The Forensic Value of the Immunohistochemical Detection of Oestrogen Receptors in Vaginal Epithelium,” International Journal of Legal Medicine 109 (1996): 10-30.
25. See Note 12.
26. American Academy of Pediatrics, Newborns: Care of the Uncircumcised Penis: Guidelines for Parents (Elk Grove Village, IL: American Academy of Pediatrics, 1994).
27. See Note 1.
28. See Note 1.
29. S. A. Aldeeb Abu-Sahlieh, “Jehovah, His Cousin Allah, and Sexual Mutilations,” In: Sexual Mutilations: A Human Tragedy, eds. G. C. Denniston and M. F. Milos (New York: Plenum Press, 1997), 41-62.
30. National Center for Health Statistics of the United States Department of Health and Human Services, 1994.
31. See Note 17.
32. G. T. Klauber and J. Boyle, “Preputial Skin-Bridging: Complication of Circumcision,” Urology 3 (1974): 722-723.
33. J. P. Gearhart, “Complications of Pediatric Circumcision,” in Urologic Complications, Medical and Surgical, Adult and Pediatric, ed. F. F. Marshall (Chicago: Year Book Medical Publishers, 1986), 387-396.
34. R. D. Talarico and J. E. Jasaitis, “Concealed Penis: A Complication of Neonatal Circumcision,” Journal of Urology 110 (1973): 732-733.
35. R. Persad et al., “Clinical Presentation and Pathophysiology of Meatal Stenosis Following Circumcision,” British Journal of Urology 75 (1995): 90-91.
36. A. Taddio et al., “Effect of Neonatal Circumcision on Pain Responses during Vaccination in Boys,” Lancet 345 (1995): 291-292.
37. A. Taddio et al., “Effect of Neonatal Circumcision on Pain Response during Subsequent Routine Vaccination,” Lancet 349 (1997): 599-603.
38. J. W. Prescott, “Genital Pain vs. Genital Pleasure: Why the One and Not the Other?” Truth Seeker 1 (1989): 14-21.
39. R. Goldman, Circumcision: The Hidden Trauma (Boston: Vanguard Publications, 1997), 139-175.
40. M. Terris et al., “Relation of Circumcision to Cancer of the Cervix,” American Journal of Obstetrics and Gynecology 117 (1973): 1056-1065.
41. C. J. Cold et al., “Carcinoma in Situ of the Penis in a 76-Year-Old Circumcised Man,” Journal of Family Practice 44 (1997): 407-410.
42. M. Frisch et al., “Falling Incidence of Penis Cancer in an Uncircumcised Population (Denmark 1943-90),” British Medical Journal 311 (1995): 1471.
43. B. Donovan et al., “Male Circumcision and Common Sexually Transmissible Diseases in a Developed Nation Setting,” Genitourinary Medicine 70 (1994): 317-320.
44. G. L. Smith et al., “Circumcision as a Risk Factor for Urethritis in Racial Groups,” American Journal of Public Health 77 (1987): 452-454.
45. L. S. Cook et al., “Clinical Presentation of Genital Warts among Circumcised and Uncircumcised Heterosexual Men Attending an Urban STD Clinic,” Genitourinary Medicine 69 (1993): 262-264.
46. I. Bassett et al., “Herpes Simplex Virus Type 2 Infection of Heterosexual Men Attending a Sexual Health Centre,” Medical Journal of Australia 160 (1994): 697-700.
47. E. O. Laumann et al., “Circumcision in the United States: Prevalence, Prophylactic Effects, and Sexual Practice,” Journal of the American Medical Association 277 (1997): 1052-1057.
48. W. F. Gee and J. S. Ansell, “Neonatal Circumcision: A Ten-Year Overview: With Comparison of the Gomco Clamp and the Plastibell Device,” Pediatrics 58 (1976): 824-827.
49. G. W. Kaplan, “Complications of Circumcision,” Urologic Clinics of North America 10 (1983): 543-549.
50. S. J. Sussman et al., “Fournier’s Syndrome: Report of Three Cases and Review of the Literature,” American Journal of Diseases of Children 132 (1978): 1189-1191.
51. B. V. Kirkpatrick and D. V. Eitzman, “Neonatal Septicemia after Circumcision,” Clinical Pediatrics 13 (1974): 767-768.
52. J. M. Scurlock and P. J. Pemberton, “Neonatal Meningitis and Circumcision,” Medical Journal of Australia 1 (1977): 332-334.
53. G. R. Gluckman et al., “Newborn Penile Glans Amputation during Circumcision and Successful Reattachment,” Journal of Urology 153 (1995): 778-779.
54. B. S. Strimling, “Partial Amputation of Glans Penis during Mogen Clamp Circumcision,” Pediatrics 87 (1996): 906-907.
55. J. Sherman et al., “Circumcision: Successful Glandular Reconstruction and Survival Following Traumatic Amputation,” Journal of Urology 156 (1996): 842-844.
56. J. R. Sharpe and R. P. Finney, “Electrocautery Circumcision,” Urology 19 (1982): 228.
57. C. K. Pearlman, “Caution Advised on Electrocautery Circumcisions,” Urology 19 (1982): 453.
58. C. K. Pearlman, “Reconstruction Following Iatrogenic Burn of the Penis,” Journal of Pediatric Surgery 11 (1976):121-122.
59. J. P. Gearhart and J. A. Rock, “Total Ablation of the Penis after Circumcision with Electrocautery: A Method of Management and Long-Term Followup,” Journal of Urology 142 (1989):799-801.
60. M. Diamond and H. K. Sigmundson, “Sex Reassignment at Birth: Long-Term Review and Clinical Implications,” Archives of Pediatrics and Adolescent Medicine 151 (1997): 298-304.
61. J. Money, “Ablatio Penis: Normal Male Infant Sex-Reassigned as a Girl,” Archives of Sexual Behavior 4 (1975): 65-71.
62. D. A. Gilbert et al., “Phallic Construction in Prepubertal and Adolescent Boys,” Journal of Urology 149 (1993): 1521-1526.
63. R. S. Thompson, “Routine Circumcision in the Newborn: An Opposing View,” Journal of Family Practice 31 (1990): 189-196.
64. T. E. Wiswell, “Circumcision Circumspection,” New England Journal of Medicine 336 (1997): 1244-1245.
65. R. N. Emde et al., “Stress and Neonatal Sleep,” Psychosomatic Medicine 33 (1971): 491-497.
66. R. E. Marshall et al., “Circumcision: II. Effects upon Mother-Infant Interaction,” Early Human Development 7 (1982): 367-374.
67. Committee on Bioethics, “Informed Consent, Parental Permission, and Assent in Pediatric Practice,” Pediatrics 95 (1995): 314-317.
**Detaylı bilgi için;
Tüm Yönleriyle Sünnet
http://www.geocities.com/tabibler/index.html
Sünnet! Sünnetle İlgili Yalanlar ve Gerçekler
http://www.kuraldisi.net/product_info.php?products_id=299
Genel Olarak Sünnet
Anne Babaların Bilmesi Gerekenler
Sünnetin Sonuçları
Bir Parçacık Denilen 104 santimetrekare
Fathermag Dergisinden Bir Makale
Sünnet İstatistikleri ve Komplikasyon Oranları
Sünnet Komplikasyonları (komplikasyonlu penis resimleri içerir)
Sünnet ve Dinler
Kadın ve Erkek Sünneti Farklılık Efsanesi
Sünnete Yahudi/Feminist Bir Bakış Açısı
Sünnetle İlgili Teoriler ve Sünnetin Arkaplanı
Sünnet Üzerine Bir Feminist Çalışma
Jenital Zevk ve Jenital Acı, Neden Biri Değil de Diğeri
Beş Cümleyle ABD’de Sünnetin Tarihi
Sünnetin Beyindeki Etkisi (teorik bir bilimsel makale)
Normal Penis Gelişimi ve Bakımı
Peniste Ortaya Çıkabilecek Sorunlar ve Bunların Sünnetsiz Tedavisi (bilimsel Makaleler)
Fimosun Topikal Steroidler ile Tedavisi
Fimosun Nedenleri ve İlaçsız Tedavisi
Sünnetin Sözde Tıbbi Yararları
Sünnet ve Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar
Sünnet ve İdrar Yolları Enfeksiyonu
Diğer Konular
İnsan Hakları Ve Etik Açıdan Sünnet
Kadın ve Erkek Sünneti Arasında Bir Karşılaştırma
Kadın Sünneti Nasıl Basitmiş Gibi Gösterilir
Keşke Bilseydim – Marlyn Minos
Afrika’da Sünnet Düğünleri ve Toplu Kız Sünetleri
1. Uluslararası Sünnet Sempozyumu
Site Dışı Görüntülü Bağlantılar
Bir Bebek Sünnetinden Resimler
Kaynaklar Ve Diğer Bağlantılar
Kaynaklar ve Diğer Bağlantılar
Bir sünnet hikâyesi;













